DO
Kullanıcı Girişi
E-Posta Adresi:
Parola:
Beni Hatırla
 Şifremi Unuttum
Giriş
Yeni Kullanıcı
Haberler
Kansere karşı yeni bir umut go tire
Masumiyet Müzesi kuruluyor go tire
Beyoğlu New York''a taşındı! go tire
+60 Fotoğraf Sergisi go tire
"Oda Projesi" 30 Ağustos''a kadar İstanbul Modern''de go tire
Vietnam Savaşı''nın simge fotoğrafçısı Van Es hayatı go tire
2 Türk vatandaşına domuz gribi teşhisi konuldu go tire
Doku nakliyle yeni hücre elde edildi go tire
Hava yastığının içindeki sodyum hidroksit, tehlike saç go tire
Çağın hastalığı: Metabolik sendrom go tire
İz Dergisi
İz Dergisi
Bize Ulaşın

Doktorobjektif.com ile ilgili sorularınız ve görüşleriniz için lütfen bize aşağıdaki elektronik posta adresimizden ulaşın:
info@doktorobjektif.com
FY4

Merhaba,

Yeni sayımızla karşınızdayız. Sayfalarımız Raymond Depardon'un 1970'lerin sonunda İtalya'daki Psikiyatri Hastanelerini konu alan çalışması ile başlıyor. Hastanelerin kalabalıklığı ama bir o kadar da konuklarının yalnızlığı yansıyor karelere. Ardından Roger Ballen ile kendi içimizde var olduğunu bilmediğimiz yerlere gidiyoruz. Ballen nesneler ve çevresi ile kurduğu teatral görüntülerde karışık ve zorlayıcı bir dil kullanarak sürreel bir yaklaşım sergiliyor. Ballen'in kendine has yorumundan Erwin Olaf'ın dünyayı kendi zamanı içinden okuyan fotograflarına geçiyoruz. Nesnel olanın darmadağın edildiği bir dünya ve bu dünyada yalnızlaştırılan insanlar Olaf'ın fotograf karelerinde hapsolmuş durumda. Bir hapsoluş da Gökşin Varan'ın karelerinde bu sayı İz dergisi'nde. Unutulmuş, terkedilmiş, yılların yorgunluğunu üzerinden atamamış binalarda hapsolmuş, son çareyi onlara sığınmakta bulmuş insanlar ve onların şenlikli, kavgalı gürültülü, kendi kuralları ve hikayeleri olan dünyaları, Tarlabaşı. Kendine has dünyası ve hikayeleri olan başka bir yer de Ahırkapı. Bu tren yoluna parallel dünyada evler kompartıman, kaderler demir yolu gibi ince uzun olmuş yıllarca. Tren düdüğü klarnetin sesine karışmış, kahkahalar açık pencerelerden dışarı savrulmuş. Ahırkapı da bu sadece bahar şenliklerinde böyle olmamış, böyle olduğu için baharın gelişi şenlikle müjdelenmiş. Mehmet Gökhan Taylan'ın Ahırkapı serisinden sonra dergimizin son sayfalarında Ercan Arslan'ın portrelerine yer veriyoruz. Arslan'ın portrelerindeki insanlar birbirleriyle eşitlenmiş durumda. Bunu da portredeki kişinin eleştirdiğimiz, sevdiğimiz taraflarını kadrajın dışında bırakarak yapıyor Arslan.

Yeni sayımızın çalışmalarına şimdiden başladık, yeni sayımızda görüşmek dileğiyle.

Seçtiklerimizi beğeneceğiniz ve başkalarını da keşfe çıkacağınız umuduyla.